Vizörden nereye ve nasıl bakıyoruz?

008004008

Ne kadar kolay değişiyor insanın duygu durumu dışında gelişenlere bakışını, duruşunu ve duyuşunu değiştirdikçe. Yağan yağmuru camın arkasından karanlık gökyüzüne homurdanarak seyretmek başka, su birikintilerinde zıplayıp kahkahalarla koşarak teninde hissetmek bambaşka duygular yaratıyor. Yağan yağmur aynı, bulutların rengi dahi aynı olsa da hissedilen duygular ve yaratılan hatıra neredeyse 180 derece farklı oluyor.
İlkbaharda mevsimin ilk caneriğini tuzlayıp ağzınıza götürdüğünüzde ya da içi bembeyaz amasya elmasını kesmeden dişlediğinizde hisettiğiniz tazelik ve neşenin küçümsenme ve yeterince iyi olmadığını düşünmenin yarattığı duyguya dönüşmesi yanıbaşınızda oturan kişinin yüzünü ekşitmesi, çıkan sesle dalga geçmesi belki sadece sessizce yerini değiştirmesiyle saniyeler içinde dönüşüverir . Ufak bir operasyondan sonra kalan yaranın veya bir sivilce izinin kalıntısının sizin kadar sevdiğiniz (eş,ebeveyn, kardeş hiç farketmez bu sevdiğinizin kim olduğu) tarafından da takibinin yarattığı her halinizle sevildiğinize ve onaylandığınıza olan inancın yarattığı güven bambaşkayken aynı kişinin fikrini sorduğunuzda karşılaştığınız boş bakış daha da beteri bakamayacak kadar rahatsız olduğunu ima etmesi güvensizlikler denizine yelken açmaya yeter de artar.

Oysa boşvermek lazım keyifli anlarımızda isteyerek ya da istemeden incitenleri. Belki uzun zamanlar birarada olunur daha mühim değil. Arkanızı dönün ve gidin diyemem incitenlere, neşenizi silip süpürenlere. Eğer yanyana kalıyorsanız vardır muhakkak vazgeçememenizin bir sebebi. Yeter ki suskun kalmayın, inciten davranışı söyleyin. Biraz mesafe alıp neşenizi yükselten ne varsa yapmaya devam edin hışırtılı hışırtılı meyve yemekse yiyin rahatsız olan uzaklaşsın, gerekirse yaranızın her gün fotoğrafını çekip kendiniz karar verin lekenin azalıp azalmadığına. Aynada ruhunun neşesine baktığınız çocuk ekmeği salata kasasesine banarak yemek istiyorsa bırakın yesin, rahatsız olana başka kasede salata hazırlanır elbet. Islak çamaşırları kendiniz yıkayıp ütüleyecek olduktan sonra yağmurda çıkın sokağa; su birikintileri zıplayacak ayakları bekler. Belki hayat başka bir zamanda sizin olduğu gibi benimseyeceğiniz ve sizi tamamen siz olarak benimseyecek bir ruhu çıkarır karşınıza belki de çıkarmaz bilemem.
Bildiğim yaşanacak tek bir hayat olduğu ve başkalarının değerleri, kibri, alışkanlıkları, isteklerine göre yaşamanın ayağında prangayla koşmaya çalışmaktan farksız olduğu.
Hayata mutluluk ve neşeyle çerçeveleyerek bakmak lazım. Bu sayfada kocaman görülen pembe çiçekler yoncaların minicik çiçekleri onları yaklaşıp büyüterek çekmeyi tercih ettiğim için kocaman görünüyorlar ve sevgili yamuk ağaç aslında otuz katlı binaların arasında. Binaları değil ağacı görmek istediğim için ona uygun açıyla çektim. Kendi hayatınızın fotoğrafçısı olun neyi yaşamak; deneyimlemek ve görmek istiyorsanız onu vurgulayarak fotoğraflayın ve çerçeveleyin.
Günün sonunda olanlardan çok hissettiklerimiz aklımızda yer eden. Ve hatta yıllar sonra hatırladıklarımız da

Neden Sever İnsan?

Neden Sever İnsan?.

Neden Sever İnsan?

Dış görünüş, kıyafetler, mücevherler, kullanılan cicili bicili oyuncaklar (telefonlar, tabletler, arabalar,uçaklar bana göre yetişkin oyuncakları) etken mi sevmeye? Güzel bir kadın güzel diye ya da güzel giyinip şık mücevherler kullanıyor diye mi sevilir?
Nedir sevmeye sebep? Etrafımızdaki yüzlerce insandan niye bazılarını severiz? Belki görünüş, kullanılan araçlar dikkatimizi çekiyor. Peki sevdiren ne bir insanı?

102                                                                                                                                                                       Beraber içilen kahvenin yanında edilen sohbet,  çayına eklediğin bir ince dilim limonu veya sevdiğin çiçeği hatırlaması mı sevdirir insanı? Belki de gittiği yerden seni de hatırlayıp  taşıdığı bir  parça seramik.  Anlamadığın konuyu sabırla anlatanları mı çok seversin? Paylaşılan kahkalar ya da gözyaşları? Ortak yaşanmışlıklar? Tüm maskelerini kenara koyup yanlarında yalnızca sen olduğun insanlar mı sevdiklerin? Belki sofrasına çabasızca bir tabak ekleyip kabul edenler seni  ve seninde teklifsizce sofrasına oturabileceğini düşündüklerin. Kaldırımda yürürken yandaki bahçeden boynunu uzatan çiçeği koparıp veren belki sınırsız sevgini kazanan. Ya da kurufasulyenin üzerine bir tutam taze maydonoz konduruveren.  Bazen nasılsa üşürsün diye senin için de hırka  taşıyan.  Sevdiği filmi senin de seyretmen gerektiğini düşünen. Dakikalarca konuşmadan yan yana oturabildiğin halde garip hissetmediklerin.  Aç mı tok mu merak ettiklerin.  Uzaktayken; artık yaşamıyor olsa bile;  içinde yaşadıklarını sürekli anlattığın, karar vermen gereken konularda o olsa nasıl yapardı diye düşündüklerin.  Böyle şeyler mi  sevdirir  bir insanı ? Yoksa sevdiğimiz için mi farkına varırız  önemseriz tüm  bunları. Peki öyleyse niye seviyoruz bazı insanları biraz daha fazla diğerlerinden?

Tüm bunlar  balıkların suda ilerlerken  gövdelerini, kuyruklarını iki yana dalgalandırıp suda yarattıkları kıpırtı ve ışık oyunları  gibi kişiliğin bir parçası içten yapılan davranışların yansımaları belki….. Dünyadaki varlıkları; görünümleri nasıl olursa olsun içimdeki müziği çaldırıp duymamı sağlayanlar;  bilmediğim lezzetlerin kokularını burnuma taşıyanlar benim sevdiklerim.  Şükran duyuyorum yolumun kesişip gönlümün uyduğu ve sevgi duyduklarıma….

Posted in dostluk, sevgi

Tags:

Permalink 1 Comment

Taşınmak

Taşınmak demek çöplerin, bir gün lazım olurların, güzel olmasa da işime yarıyorların toparlanıp hayatımızdan çıkarılması demek.

Taşınmak demek her bir objeyi, oyuncağı, kıyafeti elden geçirirken beraberinde binlerce duyguyu ve hatırayı yeniden yaşamak demek.

Taşınmak demek koliler, valizler, hurçlar dolusu eşya demek.

Taşınmak demek ihtiyacımızdan fazla eşyayla yaşadığımızı yeniden görmek demek.

Taşınmak demek uzaklık araya girince de dostların hala dost olup olmadığını fark etmek demek.

Taşınmak demek yanı başımda horlayan it kızımın panikle kendini kolilere hurçlara saklamaya çalışması demek.

Taşınmak demek yine yeniden demek.

Taşınmak demek yeni dostluk ihtimalleri demek.

Taşınmak demek geçiciliğin farkında olmak demek.

Taşınmak demek köksüz göçebe hayat demek.

Taşınmak demek çocukları yeni eve yeni okula ikna etmek demek.

Taşınmak demek bir dolaptan çıkan eşyanın aynı dolaba yeniden sığıp sığmadığını görmek demek.

Taşınmak demek alışkanlıklardan vazgeçmek demek.

Taşınmak demek yeni alışkanlıklar oluşturmak demek.

Taşınmak ve tatile çıkmanın çok çok farklı olduğunu anlamak demek…….

Taşınmak demek taşınmak işte…..

 

berries

berries

fruits of it are tiny
hard to pick because of thorn
also they are sore
still Ilove their taste and color

flowers

flowers

in the darkness of the night they were innocently white and vividly fresh.
with the light they seems in a different color
In the morning they were dead.
Everything is circumstantial

Kendi huzur sarayını kurarken

tepeden tırnağa çiçeğe kesmek
Bu sene de bahar geldi, güneşli günlerin yağmur ve rüzgarlı günlerle dansettiği zamanların  mevsimindeyiz. Kış sonrası yaz öncesi daha çok spor yapıp daha az yemeğe karar verilen; duyguların da hava durumu gibi değişken olduğu mevsim. Bahar temizliği yapmanın tam zamanı.

Temizliğe önce kendimizle, fiziksel bedenimizle başlasak. Strese karşı etkin yöntemlerden biri de banyo. Zamanınız ve bütçeniz uygunsa güzel bir spaya veya mahalle hamamına belki de bir kaplıcaya gidebilirsiniz. Vakit ya da bütçe kısıtlıysa pek tabii evde ki banyo da da amacımıza ulaşabiliriz. Hatta küvetimizin olması bile gerekmez:)

İhtiyaçlarımız:

1) sıcak ve soğuk su

2) Beyaz sabun

3) Kese (tercihen ince ipek kese, yüz için de kullanılabilen, satış fiyatı on liradan az. Olmazsa kabak lifi veya peeling de kullanabilirsiniz. Peelingi  biraz tozşeker çekilmiş kahve ve balla kendinizde hazırlayabilirsiniz.) Benim favorim kese.

4) Yarım limon

5) Sızma zeytinyağı (alternatifi: bebek yağı veya piyasada bulunan vücut ve saç bakım yağları.

6) Şampuan

7)Lif (el örgüsü ya da naylon bazlı hazır olanlar hiç farketmez)

8)Havlu

Banyoya girmeden önce çocuklarınız varsa onlarla güvenilir birinin sizi rahatsız etmeden ilgileneceğinden emin olun. Partnerinizin de size banyoda olduğunuz sürece ihtiyacı olmasın. Kadın dergilerindeki romantik banyolarla bahar temizliği banyosunun inanın hiç bir ilgisi yok. kimse yıkanırken muhteşem görünmez, hatta o dergilerde köpüklü küvetin içinden objektife bakan kadınların nasıl muhteşem göründüklerini de pek anlayabilmiş değilim… Banyo da gözleri kızarmayan cildi renkten renge girmeyen insanüstü varlıklardansanız başka……….Sırtınızı keselemesi içinde çağırmayın. İstediğiniz kadar hastalıkta ve sağlıkta bir arada olacağınızı birbirinizi herşeyinizle sevdiğinizi söylüyor olun. Hayatta herkese biraz özel an lazım. Ne siz sevdiğiniz insanın ne de o sizin solucan solucan çıkan kirlerinize bakmasın, gerçek ihtiyaç, sağlık gerekleri haricinde banyo ve tuvalet tamamen yalnız olunması gereken yerler. Ulaşamadığınız noktalar için iki ucunda tutacak olan uzun keseleri kullanın. Hem elinize geçirdiğiniz normal keseyle omuzlarınızı belinizi ve sırtınızın ulaşabildiğiniz yerlerini ovalamak esnekliğinizi de arttırır. Bedavadan strechinge kim hayır der ki?

Banyo ve siz başbaşa kaldığınızda öncelikle  (pek tabii kıyafetlerinizi çıkardıktan sonra) saç diplerinize zeytinyağı sürerek yavaş yavaş masaj yapın. Sonrasında ince dişli bir tarakla yağı saçlarınızın kalanına tarayarak dağıtın.

Diz dirsek gibi sert bölgelerden başlayarak vücudunuza da zeytinyağı sürün, yüzünüze de sürebilirsiniz.. Cildinize yağı çekmesi için zaman tanıyın. Bu arada ellerinizi,  dirseklerinizi,  ayaklarınızı ve dizlerinizi yarım limonla ovalamanız güzel olur. Yağı emmek için gereken süreyi  aynanın karşısında dik durup gülümseyerek ellerinizdeki hayali bir kutuyu kafanızın üzerinden ulaşabildiğiniz en yüksek noktaya doğru yavaşça kaldırıp tekrar kafanıza indirerek geçirebilirsiniz. Su dolu küçük şişeleri kaldırıp indirerek de biraz kollarınızı çalıştırabilirsiniz. Aynada ki size bakıp gülümsemeyi hatırlayın. Sahip olduğunuz ve hayat boyunca sizinle olacağına emin olduğunuz tek varlığa; bedeninize teşekkür etmek de iyi olabilir.

Cildinizin yeterince yağı emdiğine inandığınızda duşa girebilirsiniz. Öncelikle saçınızı ve baş derinizi bildiğiniz gibi arındırın normalde iki tur şampuan yapıyorsanız bir tur da  yağ için yapın. Her zaman ılık suyu şampuandan önce uygulayın. parmak uçlarınızın kafa derinizde minik daireler çizmesine izin verin.

Vücudunuzu beyaz sabun ve lifle köpük köpük yıkadıktan sonra suyu kapatıp biraz bekleyin vücudunuz kendini keseye hazırlasın. Yüzünüzü hafifçe ve dairesel hareketlerle yukarı doğru ince keseyle keseleyin. Ya da peeling yapın. Yüz boyun ve dekolteden sonra bedene geçebiliriz. Vücudunuzu  keselerken kalbe en uzak noktadan kalbe doğru keselemeyi alışkanlık haline getirin. Daha enerjik olursunuz. Ellerinizden başlayarak omuzlarınıza kadar, Ayaklarınızdan başlayarak kasıklarınıza kadar ara ara kesenizi ılık suyla yıkayarak keselenin. Ayak ve el parmaklarınız, bilekleriniz sizden özel ilgiyi hak ediyorlar. Karnınızı saat yönünde büyük dairesel hareketlerle keseleyin. Sırtınızı ise nasıl keseleyebiliyorsanız öyle. Ellerinizin yetişmediği yerler için uzun keseyi kullanın.  Bedeninizin hangi parçasıyla ilgileniyorsanız sesli olarak o organa teşekkür etmek ve sebebini söylemek etkili bir  gevşeme  yöntemidir. (Ayak serçe parmağım tüm gün ayakkabının en dar yerinde beni  taşımayı sürdürdüğün için teşekkür ederim, Günün yorgunluğunu sırtlayan omuzlarım sağolun gibi, karnınızı keselerken hem karnınıza hem de içinde taşıdığı organlara aklınıza geldiği gibi teşekkür edebilirsiniz.)Keseleme işlemi bittiğinde ılık suyla minik kir kurtçuklarının hepsi akardan süzülüp gidene dek durulanın. Sonrasında lifinizi beyaz sabunla köpürterek cildinizi köpükle şımartıp, durulanın.

Durun henüz küvetten/ duştan çıkmayın. zeytinyağınızı yeniden avucunuza döküp tüm bedeninizi yağla ovuşturun diz ve dirseklere özel ilgi gösterebilirsiniz, tırnak etlerinizi yavaşça geri itekleyebilirsiniz. Sakın topuklarınızı yağlamaya kalkmayın kimse küvette düşmek istemez. Onu kuru olacağınız bir yerde ve hemen arkasından pamuklu çoraplar giyerek yapabilirsiniz. Yağlandıktan sonra duştan dayanabileceğiniz derece soğuk su akıtarak önce el ve ayaklarınızı sonra kollarınızı omuzlarınıza kadar bacaklarınızı kasıklarınıza kadar, dayanabilirseniz tüm vücüdunuzu soğuk suyla yıkayıp kurulanın. Banyodan çıkmadan önce duş teknesini deterjan/ sirke karbonat veya banyo temizlemek için başka her ne kullanıyorsanız onunla yağdan arındırın ki sizden sonra banyoya giren kayıp düşmesin. Eğer sıcak suyla temizliyorsanız lütfen solumununuza dikkat edin, deterjan solumak çok çok tehlikelidir.

Kafanızda havlunuz kuru ve giyinik bedeninizle eğer hala kendinize ayıracak zamanınız varsa mutfağa geçip bir bitki çayı yapın . Benim önerim akşam saatleriyse birkaç parça papatya ve kabuk tarçını yıkayıp kaynar su dolu fincanınıza atmanız hatta  kulplu büyük bir cam bardak kullanırsanız papatyanın suyla buluştuğunda nasıl canlandığını seyredebilirsiniz. Günün erken saatleriyse, yasemin ve yeşil çay atın bardağınıza:)

Ne olursa olsun çaydan hariç bir büyük bardak su için banyonun üstüne.

Sıhhatler olsun efendim

Ilık su derken ılık suyu kastediyorum sıcak suyu değil:)

Papatya ve yaseminlerinizi güvendiğiniz aktardan açık olarak alabilirsiniz, ancak tüm çay malzemelerinizi demlemeden önce soğuk suyla arındırın.

creating personal happiness

bluefotoğraf

Blue joyful morning

According to whom, according to what? good, bad, beautiful, ugly…….They are all subjective. If I ask what is the image on the picture, I am sure there will be as many  different answers as the people who answer it. (by the way please write to the comments what is the image on the picture to the comments)

Being happy or joyful are the status of the brain, gained by self discipline rather than feelings. Interpretation is much more important and effective than the actual event that we are living through. If we want to be happy we have to train and feed our brain according to it.

My own to do list for a happy morning  and reduced stress life: (ps: it is not scientific, they are the things that works on me)

1) Wake up with instrumental music.

2) get a cold shower (at least mildly warm close to cold)

3) look at the mirror just in my own eyes and shout how much I love myself (sounds egoist yet it works)

4) jump and laugh before breakfast.

5) Prepare breakfast and eat it before leaving the house. (Sometimes just a few pieces of dried fruit and nuts with a glass of milk )

Şimdi fırından çıktı

Image

Bazen biraz un biraz su, tuz ve mayadan ibaret ekmek ; bazen kağıt ve kurşunkalem, ya da rengarenk akrilik boyalar ve kanvas kumaş; belki bir bilgisayar; çimento, demir, kum,ateş, çamur, taş, ahşap, deri, ipek, elmas veya çiçekler aracılığıyla ortaya konanlar…. ne kadar çok yolu var kendini ifade etmenin…..Bazıları basit bazıları çok karmaşık. Kimi en temel ihtiyaçlarımızı karşılıyor. Kimi çok az insanın büyük bedeller ödeyerek sahip oldukları lüks olarak etiketleniyor. Özünde hepsi bir.  Anlaşılmak takdir görmek için, ya da sadece kendini ifade etmek için ortaya konanlar……Evdeki fırının içinden çıkıp mideme ulaşana kadar iki küçük somunun bana düşündürdükleri bunlar…

Tabii bir de basitin güzelliği var…. Güzelliğin nasıl da göreceli olduğu… Aynı un su ve mayayla bir liradan az maliyetle yapılan ekmeğe,  Güney Avrupa’da şık bir restoran masasının  eklediği değer ile Kuzey Afrika’da sokak fırınında küreğin ve kesekağıdının eklediği değer aynı değil. Oysa lezzeti ve doyuruculuğunda benim dilimin anladığı bir fark yok. Yarattığı mutluluksa kişiye, ana, ve daha kimbilir nelere göre değişir

Zihin oyunlar oynar, görecelidir biliyorum. Zaman geçtikçe geçmiş yaşandığından daha güzel veya çirkin hatırlanabilir… Bununla beraber burnumda ekmek kokusu gözlerimin önünde farklı yerlerde yediğim ekmekler. Biri boğazımı tırmalıyor gözlerimi doldururken gülümsememe sebep oluyor.  Bingazi’de çocukları okuldan alıp eve giderken yoldaki           ( gerçek anlamda yolun kenarında,içinde odunlar yanan bir fırın ve tezgahtan oluşan dükkan; bir binanın içinde değil) fırından aldığımız ekmeklerin yarısını ellerimiz yanarak eve varmadan  gülüşlerimizi katık edip tüketişimizin hatırası….Mutlu olduğum anlardan birini sorsalar hiç duraksamadan anlatabileceklerimden biri….Yazık ki hiç fotoğraflanmamış gündelik mutluluklardan…….

Alt tarafı İlknurun bugün yaptığı benim de önce fotoğraflayıp sonra mideme indirdiğim ekmeklerin tarifini yazacaktım, belki haftasonu sabah çocuklarınıza ve /veya sevgilinize pişirip buzdolabında  ne varsa katık edip yemek için, belki aceleyle sizde bir kaç kahkaha bir kaç öpücük katık edersiniz ekmeklerinize.

İlknur’un ekmeği:

yarım kilo un; bir tatlı kaşığı kuru maya; bir kesme şeker; bir tatlı kaşığından az tuz; mantı hamurundan yumuşak kulak memesinden sert hamur yapmaya yetecek kadar su.

Maya ve şekeri biraz suyla eritin, elediğiniz un ve tuza ekleyerek ve pek tabii su da ekleyerek hamur haline getirin. Üzerini örtüp bir süre dinlendirin. Minik somunlarınızı hazırlayıp fırın tepsisine yerleştirdikten sonra dinlendirmeye devam edin. Somunların arasında yeterli mesafe bulunsun, dinlenirken kabarmaya devam edecekler. 180 derecede ısıtılmış fırında pişirin. Fırından çıkarınca elinizi ıslatıp hafifce ekmeklerin üzerine su serpin temiz bir mutfak bezi kapatıp ılıyına kadar kenarda tutun veya yanık dil ve ağıza razı olun.

Gündelik mutlulukları hem yaşamak hem paylaşabilmek üzere

Eski bir gemi yolculuğundan kendime notlar

  Yeni yerler görmek için gemiyle yolculuğa çıkmak ne güzel, valiz topla; havaalanı ve tren istasyonlarında bekle; otel değiştir, tekrar valiz aç derdi yok. Her sabah yeni bir limana yeni bir şehre belki de ülkeye gözlerini açmak heyecanlı. 2011 yılının Eylül ayında yaptığım gezide aldığım küçük notları paylaşmak istedim. Gittiğimiz gemi Costa Concordia idi… Malum … Continue reading

%d bloggers like this: